Bu Blogda Ara

22 Ocak 2014 Çarşamba

ÜÇ AYI DOLDURMAYA GÜNLER KALA...


Bugün kaldığımız otelde Amerikalı bir gezgin sordu; kaç aydır seyahat ediyorsunuz diye?Cevap: yaklaşık üç aydı:)

Evet ya, üç aydır yollardaydık ve sıkılmadık hala... Nasıl sıkılabilirdik ki; gezmekten, öğrenmekten, yeni insanlar tanımaktan...

Dubai de bir çölün, Şeyh Raşid El Maktum tarafından nasıl dünyanın en önemli turizm merkezlerinden birine getirildiğine şahit olduk. Dünyanın en yüksek binasına çıkıp, ultra lüx alışveriş merkezlerini gezip, Armani Cafe'yi dolduran beyaz uzun elbiseli araplar gördük. Çığlık çığlığa bağırarak su parkında çocuklar gibi eğlenip, çöllerinde safari yaptık. Bizi ağırlayan, Macit, Elif ve oğulları ile vakit geçirip yeni dostlar kattık hayatımıza.

Japonya'da dünyanın en naif, en misafirperver insanlarını tanıyıp, aradığımız yere kadar bize eşlik eden insanlarına hayran kaldık. Mermi trenleri ile çok uzaktaki şehirleri gezme fırsatı bulurken,15 dk'da şehir değiştirmenin şaşkınlığını yaşadık:) Tapınakları, bahçeleri, geyşaları ile bizi geçmişe götürürken, koşarak  büyük şehirlerinde gezdiğimiz Japonya'da pişmiş yemek ararken kaç kere helak olduk:) ama sonuçta sushi'nin de tam bir bağımlısı olarak ayrıldık Japonya'dan.

Vietnam; gitmeyi en çok istedimiz gizemli ülke. Kuzeyinde, Hanoi'den başlayıp Kamboçya sınırın kadar ülkeyi 2 haftada gezme şansına eriştik. Halong Bay'da hayatımızın en keyifli akşam yemeklerinden birini, dünyanın heryerinden gelmiş yeni arkadaşlarımızla yedik.Yakın geçmişinde Amerika ile yaptığı savaşın izlerini taşırken, keyfine düşkün toplumunu keyifle takip ettik. Doğası, meyveleri ve Mekong Delta üzerindeki yaşam stili bizi çok etkilerken, bir coconuttan çıkan grup fotosu ile dostlarımıza yeni dostlar kattık USA ve Avusturalya'dan. Antohony'nin Türkiye'den geldiğimizi öğrenince Atatürk'ü anlatması ile gözlerimiz doldu.

Ah Kamboçya, ruhumuzda derin yaralar açan ülke... Tuol Sleng Savaş Müzesi ve Ölüm Tarlaları, Khmer Rouge rejiminin bir ülkenin kaderini nasıl değiştirdiğinin izlerini gösterdi bize, 2 milyondan fazla insanı öldürmelerini, anlamsız bir sebepten halkı çaresizliğin içine sokmalarını anlayabilmek için kaç defa mantık sınırlarımızı zorladık:( Aynı ülkenin yüzyıllar öncesinde büyük ihtişam ile yapılmış Angkor Tapınakları arasında dolandık durduk 3 gün boyunca... Güneşi batırdık&doğurduk kırk milletten gelen insanlarla...

Tayland'ı araştırıp okurken, gidip gezenlerden sanki evimdeymişim gibi yazılarını okumuştuk. Biz de aynı şeyi söyleyebiliriz şimdi:) İlk durağımız Bangkok, kaldığımız yer Khosan Road, ne muhteşem enerjisi olan bir yer, caddedeki sokak yemek satıcıları,tezgah ve dükkanlardan taşan renkli kıyafet,süs eşyaları,masaj diye sizi çağıranlar, heryerinden müzik, kahkahaların geldiği cadde:) ve Singha. Herkesi etkisi altına alan Khosan Road orası.

Ve her seferinde farklı bir yere geldiğinizi hissetttiren Tayland adaları.

Koh Samui de ateş şovlarını seyredip, mehteşem thai yemekleri yedik. Thai kızlarının dans edip arkadaşlık ettikleri, bizim "açık hava pavyonları" adını taktığımız barlarında biz de eğlendik.

Koh Phangan; Asya'nın en büyük plaj partilerine ev sahipiği yapan, partileri ile ün salmış, bütün dünyanın fullmoon party ve yılbaşı partisi için akın ettiği ada. Gündüz normal bir plaj olan Sunrise Beach'in  günbatımı ile suların da çekilmesi ile devasal bir alana dönüşmesini; her yerde satılan "same same but different" yazılı thişörtlerini şimdi anladık diyerek biz de eğlendik. Ateşten iplerden atlayıp,elimizde bucketlar ile turladık her ülkeden gelen insanlarla. Enerjisi içinize işlerken, bir daha ne zaman gelirimi daha ayrılmadan düşündüren ada...

Koh Tao; tropikal balıklar kıyıdan başlıyor sizi karşılamaya, ne muhteşem bir duygu:) Biraz ileride de mercanlar. Deniz bize bir cümbüş sundu ki, aaa deyip deyip onları yaklamaya çalışacak kadar kaptırdık kendimizi... :)

Koh Phi Phi, tropikal ada herkesin hayalidir değil mi? Fotolarina bakip hayal kurarız her seferinde. Biz fotoların içine girdik:) filmlerin çekildiği, evlenmek için seçilen hayallerdeki ıssız sahillerindeki denizlerinde balıklarla yüzdük yine, güneşin en güzel batımını seyredip, akşamları  tutistlerin bir kokteyl karşılığında thai boxing yapmalarını seyredip, sahilde ateşten çemberden binbir şekilde atlamalarını izledik..

Malezya bizi şaşırttı pek çok konuda:) Yemekleri ile dünyada önemli bir yer sahip diye iştahımızı kursağında bırakan ülke, aç kaldık az biraz. Fastfood az yeriz diye aramızda konuşurken, hamburger için yolları arşınladık... Gelişmişliği ve modern yaşamı ile bir kez daha şaşırırken, aynı ülkede bir Hint mahallesi bir Çin mahallesi gezerken aradan müslüman olan toplumun izleri karşımıza çıktı her seferinde. Alışveriş duygumuzun burada iyice açığa çıktığı, bavulda yer yok ama bu da güzelmiş alalım deyip bavul körüğünü tekrar açtığımız yer...

Bize artık evinize dönün diye mesaj atanlar var,  özlediklerinden ve sevdiklerinden eminiz. Fakat biz biraz daha Asya'da ve yollardayız:)) Uzaklara gelmişken gezebildiğimiz kadar gezip göreceğiz...

Darısı balınıza ;)

Sevgi ile kalın...

Keten Helvalar