Bu Blogda Ara

8 Kasım 2013 Cuma

SHRINE mı? TEMPLE mı?

Bugün önemli bir bilgi güncellemesi yaptık, sizinle de paylaşmak istiyorum.

Japonya ve hatta bugün göre ildiğimiz kadaıyla Kyoto kadar çok tapınak barındıran bir yeri ilk defa ziyaret ediyor olmamızdan da kaynaklı olsa gerek, tüm tapınaklara shrine diyorduk. Haritalar da açıkçası insanın kafasını epey karıştırıyor. Bir haritada okuduğumuz bir yer veya tapınak ismi bir başka haritada başka isimle geçiyor. Zaten okuması telaffuzu zor olan şey iyice zorlaşıyor:(

Asıl konu şu ki biz tapınaklarına genel olarak shrine dediklerini zannediyorduk. Amma velakin isimlerdeki ve haritalardaki karmaşa bu soruyo sormaya itti beni : "SHRINE İLE TEMPLE ARASINDAKİ FARK NEDİR?"
Hazreti google'ın karşıma çıkardığı ilk 10 sonucun tamamı Japonya kaynaklı site veya yazılar olarak aktı:) Demek ki tek sorun bende değilmiş, herkesin kafası karışmış meğer;)

Kısaca: "SHRINE" şintoizm, "TEMPLE" ise budizm'im kutsal mekanlarıymış nokta.


 Kiyomizudera Temple (Kyoto) - Budizm



Heian Shrine (Kyoto) - Şintoizm

Detayını merak edenler için beğendiğim yazılar :

http://www.thejapanguy.com/six-differences-between-a-japanese-shrine-and-a-japanese-temple-otera-お寺-vs-jinja-神社/
http://www.examiner.com/article/japan-travel-101-difference-between-a-shinto-shrine-and-a-buddhist-temple
http://www.nihonsun.com/2008/11/14/temple-or-shrine-whats-the-difference/
http://www.dunyadinleri.com/sintoizm.html







7 Kasım 2013 Perşembe

Bir süredir takılıp kaldığım

Pet Rescue 56.cı levelını

bu sabah itibariyle Shinkansen'de atladım...



Sonuç: Hızlı trenler faydalıdır ;)




TOKYO TAPINAKLARI - SENSOJI (ASAKUSA KANNON) TEMPLE

Tapınak ana giriş kapısı 


 Tağınağa ilerleyen yol ve turistik dükkanlar


Tapınak girişi 

Videosu için :

http://youtu.be/AsBMQlfBPdY





Tapınak içinde neler oluyor videosu için :

http://youtu.be/5B1LG6_CpSE


Kutsal su nasıl içilir videosu için :

http://youtu.be/dTLqLIBzuiQ




TOKYO TAPINAKLARI - MEIJI SHRINE








Dilek ağacı 


Kim demiş tapınak bahçelerinde zıplanmaz diye :)


Meiji Shrine - Evlilik Töreni 
Videosunu izlemek için :





TOKYO'YU SEVDİK


Tokyo banliyöleri üzerinden Narita Uluslararası Havalimanına doğru alçalırken gördüğüm manzara ilginçti. Hep okuduk dinledik duyduk Japonya küçük bir ülke, yüzölçümü olarak yani. Daha ilk bakışta onlarca golf club görmek (onlarca dedim ama anlayin işte sayamadim ve fekat 2-3 değil daha fazla), "yüzölçümü küçük, evler küçücük, otel odaları minnacık" önyargısıyla yetişmiş biri için gerçekten şaşırtıcı oldu. Yani arazi bu kadar sıkıntılıysa nasıl oluyor da bu kadar çok sayıda golf sahasına yer ayırabiliyorlar ki diyorsun kendi kendine.

Havalimanından şehir merkezine gelmenin en iyi yolu Limousine Bus dedikleri servisleri kullanmak. 60 TL ye maloluyor, bu ülke ve katedilen yol düşünüldüğünde oldukça ucuz. Şehre doğru yolalırken yanımdan geçen araçlardan Japonların golfsever bir millet olduklarına inancım daha da büyüdü. Golf takımlarını arka koltuğa atmış, cabrio aracıyla yanımdan en az 3 golfçü Japon geçti. Adamları pek göremedim ama arabalar iyidi :))) Günlerden pazar olmasının da etkisi büyük olsa gerek.
   Otelden gündüz ve gece

  
Imperial Palace - East Gardens
  

Neyse servis sonrası taksiyle otele geçtik. Taksiler de ilginç hepsi aynı tipte siyah Toyota araçlar. Biraz araştırınca Toyota'nın comfort ve super deluxe denilen ve birkaç versiyonu  bulunan modelinin taksiler için üretilierek sadece Japonya değil diğer birçok ülkeye de ihraç edilidiğini öğrendim. Tabii bu kadar düzenli, kuralları belli bir ülkede taksilerin tek tip olmasına şaşırmamak gerek.
Başka bir örnek tren istasyonlarında insanların kapı önünde başkalarının engellemeden ve kaynak yapmaya üzin vermeyecek şekilde düzgün bir şekilde sıra yapabilmeleri için yerlere çizgiler dahi çizilmiş. Yani bu insanlar, bu ülke neden başarılı olmuş diye hiç düşünmeye gerek yok. Herşey çok planlı, herkes çok çalışkan, yaşlı amcalar yaşlı teyzeler  dahil hepsi çalışıyor. Düzen tertip had safhada daha ne olsun başarı kendiliğinden gelmiş böyle olunca.
  
Skytree
Yoğun saatlerde de metro'yu kullandık. O yoğunlukta dahi merdivenlerden bir tane kaçak çıkan inen olmaz mı, yok kardeşim, kesinlikle olmuyor. İniş kısmı bomboş duruyor, herkes kendi çıkış yolundan ilerliyor, diğer tarafa geçen yok, kırmızı yanarken aradan fırtan bir tek yaya da görmedim mesela. Biraz sıkıcı mı ? Galiba bizim gibi kanı kaynayan bir millet için tekdüze olabilir. Ama kimse diğerinin hakkını yiyemiyor herkes eşit muamele görüyor, eh bu kısmı şahane işte.
Şoförlerin tamamı takım elbise ve kravatlı, gömleklerde manşet kollar. Adresi tam anlamadan emin olmadan ve hatta diğerlerine sormadan kesinlikle yola çıkmıyorlar. Araçların içi ise anneannem süslemiş gibi tüm koltuk başları beyaz dantellerler kaplı, hoş elişi dantel değil Japon işi makinadan çıkma ama görüntü çok alem.

Herkes elinde mutlaka bir çanta ile geziyor. Erkekler de dahil, çantasız insan görmek oldukça zor. Giyim tarzlarına gelince erkeklerde takım elbise ağırlıkta, kot üzerine bile ceket giymeyi seviyorlar. Ne zaman ki gençlerin takıldığı Shibuya mahallerine gittik o zaman daha avrupai ve hatta çılgın giyimleri gördük. Biraz gözümüz gönlümüz ferahladı ;)

  

















Diğer taraftan Tokyo bisiklet dostu bir şehir, heryerde bisiklet parkları ve trafikte bisikletle dolaşan bir sürü genç yaşlı kadın erkek görmek mümkün... Bisiklet kullanımı bakımından bir Amsterdam değil elbet ama, gökdelerlerle dolu bir metropol için ilginç bir durum, birbirine ve kurallara saygının ne denli yüksek olduğunu anlamanın bir başka hali diyelim. Bu arada ben duydum ya burasi çok guvenli bir ülke, hirsizlik yok, diyorlar ki "bir eşyanı unut iki gün sonra git ayni yerde bulursun" diye, eh o zaman tutturdum "bisikletler öylece park edilmis kilitsiz de kilitsiz" diye. Takildim konuya resmen "vay be cidden doğruymuş" diyerek. Meğersem küçücük kilitleri varmis ne bileyim, bisiklet dostu diger Keten Helva gosterdi dogrusunu;)

Altı tam bir demir ağla örülü olan Tokyo'da Metro ile seyahat çok rahat ve keyifli. Tüm istasyonlarinda bedelsiz wi fi da bulunuyor, eh hizmetin böylesine can kurban. Bazı vagonlar sadece kadınlara ayrılmış belli saatlerde, onu tam çözemedik henuz. Günlük limitsiz metro biletini 1000 Jyen'e (yaklaşık 20 TL) alabiliyorsunuz. İki farklı metro şirketi işletiyor hatları. Dersen ki ben sadece Tokyo Metro hatlarını kullanıcam, o zaman günlük limitsiz bileti 700 Jyen'e alabilirsin.
Paradan söz açılmışken, pahalı bir ülke zannettiğimiz Japonya'dan birkaç örnek de verelim : Sigara Türkiyeden ucuz 410 Jyen (yaklaşık 8,5 TL) ama öyle canınızın her istediği yerde sokakta dahi sigara içilmiyor. Özel sigara içme alanları var açıkta veya kapalı yerlerde. Buralardaki büyük kültablalarının tamamı su dolu ve tabii çok iyi havalandırma mevcut bu yüzden koku problemi yok. Bu durumda sigara içenler için Türkiye'den daha iyi bir yer olduğu kesin hem paketi daha ucuz hem de çok içemiyorsun, kesinlikle ucuze geliyor, kim demiş Japonya pahalı diye...

Yeni Metro istasyonları güzel (eskiler çok eski zaten) 


Sushi Türkiye'den elbette daha uygun fiyatlı ;) Lokal bir sushi barda, içinde 2'şer adet sushi bulunan tabakların fiyatları 99-525 Jyen  (2 -10 TL) arasında değişiyor. Bizim gittiğimiz bu yerde Japon olmayan bir tek biz vardık , Keten Helvaların arka sokak restoranı mantığında, bu yüzden çok eğlendik yine. Ama derseniz mesla Rapponghi'de güzel bir mekanda yiyeyim o zaman ödeyeceğiniz fiyat bunun iki/üç katını bulabiliyor. Alkol olayında da durum Türkiye'den iyi. %60 oranında alkol bulunan iki kişilik sake 15 TL civarında, Rapponghi'de bu fiyat yani ;) Eh işte Türkiye'de rakıya içerek çakırkeyf olmaktansa Japonya'da iki kadeh sake almak daha yeğ.
Demem o ki Keten Helvalar mantığıyla bakarsak olaya : sushi sevenler Türkiye'de bir yılda yiyecekleri sushi ve sake paralarını biriktirirlerse, Japonya'da bir tatili rahatlıkla bütçeleyebilirler;)   Tek bir şartla, Ginza'da çok alışveriş yapmamalı çok yeme içmeye takılmamalı, aksi halde bütçe şaşabilir benden söylemesi.


 
 

Gelelim market ve diğer ihtiyaçlara; her köşebaşında bir 7 eleven veya bir Doutor Cafe bulunuyor. Doutor cafe Japonya'nın kendi Starbucks'ı. 1980'de kurulmuş ve işi bayağı büyütmüşler.  Keten Helvaların vagzeçilmezi Cafe Lattelerini ve de tatlılarını çok başarılı bulduk. Marketlerde her türlü ihtiyacınızı makul  fiyatlara alabiliyorsunuz. Ev kiralarına vb dair hiçbir fikrimiz yok tabii ama bu ülkede pahalı olan şey belli ki konaklama ve restoranlar. Haa bir de taze meyve miti var ki onu da test edip onayladık: örnegin elmanın tanesi 5 TL :(  Ama kocaman meyveli yoğurt 3 TL.
Insanlarina gelince acayip yardımseverler. Saygı olayını çok da anlatmaya gerek yok bilinen Japon kültürü. Zannederim dünyada kavga etmeyen tartışmayan bir millet olsa gerek. Kendileriyle olan iletişimimiz yol sormak ya da restoran sormak gibi aktivitelerde yoğunlaşınca, işi gücü birakip yol gostermek için bizimle gelmelerine alıştık açıkçası. Çok fazla ingilizce bilmedikleri için olsa gerek, tarif edene kadar yolu bizimle yürüyüp, kaybolmayacağımızdan emin olduğunda geri dönüp kendi yollarına gidiyorlar:)))

Bu kadar yardımsever bir millet ve turist alan bir ülke neden tabelalarında minimum düzeyde ingilizce kullanır onu çözemedik iste. Yer ismini sözlü söylüyorlar tamam arayıp bulacağız ama tabela Japonca yazınca bana söylediğin sözlü isim nerde vukuu bulacak hiç düşünen yok. Ey Japon yetkililer, tutucu milliyetçiliğinizi bu konuda eleştirmemize izin verin lutfen : Biraz daha fazla ingilizce tabelaya ihtiyaç var.


Bu arada fotolar ve videolar herşeyi anlatıyor diye mahalleleri, Skytree'yi, tapınakları ve bahçeleri hiç yazmıyorum. Haaa, Meiji Tapınağında evlilik törenlerine denk gelmiş olmamız güzel bir şans oldu. Allahtan Japonların  kendileri fotoğraf meraklısı da bizim de çekim yapmamıza kimsecikler karışmadı;) tapınaklara ait foto ve videoları ayrıca yayınlayacağız.

Kyoto'da bizi daha fazla tapınak ve bahçe bekliyormuş, heyecanla bekliyoruz.








6 Kasım 2013 Çarşamba

BİR KOLTUKTA ÜÇ KARPUZ


Bugün "1. SHINKANSEN" deneyimizi yaşadık. http://en.wikipedia.org/wiki/Shinkansen Saatteki hızı 320 km'ye kadar çıkabilen bu trenlere Fuji dağının eteklerinde Hakone bölgesine gittik.
İçerden http://youtu.be/K85DF0kg81M. Dışaran http://youtu.be/guDAyaGS9fY
Odawara istasyonunda Shinkansen'den inip önce bir başka trene sonra bir tramvaya ve sonra da bir teleferiğe bindik. http://youtu.be/zv80kA1Jujk  Teleferiğe transfer yaptığımız yerin ismi ise Gora. Cmylmz duyuyor musun bizi izliyor musun gerçekten Gora diye bir yer cidden var :)
Neyse teleferik http://youtu.be/EnHV1RHiTNg bizi bir tepenın ardına aşırdığı anda "2. MT FUJI" göründü ve havanın biraz bulutlu olmasına rağmen fena görüntü vermedi bize;)  Fuji'ye gittik demek bu mudur dediğinizi duyar gibiyim, elbette dağcı değil turist ziyareti bu kadar olucak. Etna'yı da uzaktan sevmişliğim var, çok yakınlaşmayı sevmiyorum nedense yanardağlarla.


Hakone bölgesinde irili ufaklı ilgi çekici yerler var. Tren tramvay ya da teleferik farketmiyor, hangisindeyseniz ara duraklardan herhangi birinde inip orada ilginizi çeken yerleri ziyaret edip daha sonraki araca tekrar binerek yolculuğu tamamlayabiliyorsunuz. Bu kolaylıktan faydalanmak için biz 2 gün geçerli olan Hakone pass almıştık.
     
  
Bizim seçtiklerimiz Ashi Gölü'nde tekne gezintisi http://youtu.be/CSZNDlanXx4 ve Yumoto'da "3.ONSEN"keyfi oldu. http://en.wikipedia.org/wiki/Onsen Hafif serin havada da pek iyi geldi açıkçası. Fotoğraf çekmek yasak olduğundan sadece animasyon amaçlı foto ekleyebiliyorum. Yasak olmasa da fotoları koyabilecek miydim onu da tartışmaya açmak lazım, çünkü japonlar onsene çırılçıplak giriyorlar
  

Arada neler yedik derseniz tipik japon yemeklerimizi öğlen yedik. Benim favorim tempura: jumbo karides balık ve çeşitli sebzelerden oluşan dışı kıtır kıtır kızartma tabağı. Yanına bu defa set menu olarak çorba turşu pilav da aldım. Akşamüstü de gittiğimiz heryerde karşımıza çıkan Japon tatlısını "Manju"yu tattık. Benim gibi tatlısever biri için bulunmaz hint kumaşı oldu, içi bütün olarak pişmiş kestane üstü yumuşak bir hamurla kaplanıp buharda pişilimiş, en dışı ise daha sert bir kurabiye hamuruyla kaplanıp tekrar fırınlanmış ve üstüne pudra şekeri serpilmiş. Ölçülü tarifini ayrıca vericem deerrmişim.